Kıbrıs sorununun kökenleri 19. yüzyılın sonlarına kadar uzanıyor. Ada, 1571 yılında Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedildi ve uzun yıllar Osmanlı yönetiminde kaldı. Ancak 1878 yılında Osmanlı’nın adanın yönetimini İngiltere’ye bırakmasıyla birlikte Kıbrıs’ta yeni bir dönem başladı.
İngiliz yönetimi altında geçen yıllarda adadaki Rum toplumunda Yunanistan’a bağlanma düşüncesi güçlenmeye başladı. “ENOSIS” adı verilen bu fikir, ilerleyen yıllarda Kıbrıs meselesinin merkezine yerleşti.
ENOSIS Fikri Gerilimi Büyüttü
- yüzyıl boyunca Rum siyasi hareketlerinin önemli bir bölümü Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını savundu. Kıbrıs Türkleri ise buna karşı çıkarak adadaki ortaklık yapısının korunmasını istedi.
Port Cyprus’un derlediği tarihsel kaynaklara göre özellikle 1950’li yıllarda adadaki gerilim ciddi şekilde arttı. EOKA adlı silahlı örgütün faaliyetleri, toplumlararası ilişkileri daha da kırılgan hale getirdi.
Kıbrıs Türk tarafı, ENOSIS hedefinin yalnızca siyasi değil aynı zamanda güvenlik açısından da büyük bir tehdit oluşturduğunu savunuyordu.
1960’ta Ortak Cumhuriyet Kuruldu
Uzun müzakereler sonrasında Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantörlüğünde 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Yeni yapı, Türkler ve Rumların siyasi ortaklığı temelinde oluşturulmuştu.
Cumhurbaşkanı Rum toplumundan, yardımcısı ise Türk toplumundan seçiliyor ve iki taraf devlet yönetiminde belirli haklara sahip oluyordu.
Ancak bu ortaklık uzun ömürlü olmadı.
1963 Olayları Dönüm Noktası Oldu
1963 yılında başlayan toplumlararası çatışmalar, Kıbrıs sorununun en kritik kırılma noktalarından biri olarak görülüyor. Kıbrıslı Türkler birçok bölgede saldırılarla karşı karşıya kaldı ve iki toplum arasındaki güven büyük ölçüde ortadan kalktı.
O dönemden sonra Türk tarafı devlet mekanizmasından uzaklaştı ve adada fiilen ayrı yaşam bölgeleri oluşmaya başladı.
Kıbrıs Türk toplumunda bu dönem hâlâ “Kanlı Noel” olaylarıyla birlikte hatırlanıyor.
1974 Müdahalesine Giden Süreç
1974 yılında Yunanistan’daki askeri cuntanın desteklediği darbe girişimi, Kıbrıs’ta yeni bir krizi tetikledi. Darbenin temel hedeflerinden birinin ENOSIS olduğu değerlendiriliyordu.
Türkiye ise garantörlük hakkına dayanarak askeri müdahalede bulundu.
Türk tarafı bu müdahaleyi Kıbrıslı Türklerin güvenliği açısından zorunlu bir adım olarak değerlendirirken, Rum tarafı farklı bir yaklaşım sergiliyor.
1974 sonrası ada kuzey ve güney olarak iki ayrı yapıya bölündü.
KKTC’nin İlanı ve Yeni Dönem
1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi. Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin aldığı kararlar nedeniyle KKTC uluslararası alanda yalnızca Türkiye tarafından tanındı.
Buna rağmen Kuzey Kıbrıs kendi:
- meclisi
- hükümeti
- hukuk sistemi
- ekonomisi
- eğitim yapısı
ile ayrı bir yönetim modeli oluşturdu.
Kıbrıs Sorunu Neden Hâlâ Çözülmedi?
Aradan geçen yıllara rağmen çözüm görüşmeleri kalıcı sonuç vermedi. Çünkü taraflar:
- yönetim modeli
- güvenlik
- mülkiyet
- siyasi eşitlik
- garantörlük sistemi
gibi konularda ortak noktaya ulaşmakta zorlanıyor.
2004 Annan Planı referandumu ve Crans Montana görüşmeleri gibi süreçler umut yaratsa da kalıcı anlaşma sağlanamadı.
Kıbrıs Meselesi Bugün Ne Anlama Geliyor?
Bugün Kıbrıs sorunu yalnızca ada içindeki bir mesele olarak görülmüyor. Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları, Avrupa Birliği politikaları ve bölgesel dengeler nedeniyle uluslararası siyasetin önemli başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.
Kıbrıs Türk tarafı ise yıllardır siyasi eşitlik ve uluslararası izolasyonların sona ermesi taleplerini gündemde tutmaya devam ediyor.